Ateş Dağlı

ADLİYE VEKİLİ MAHMUT ESAT (BOZKURT) BEY'İN ÖDEMİŞ SÖYLEVİ ÜZERİNE BİR İNCELEME

Ateş Dağlı

 

Kuşadalı Adliye Vekili Mahmut Esat Bey’in 18 Eylül 1930’da Ödemiş’te dile getirdiği söylevi 1930’dan bu yana 95 yıldır tartışılmaktadır. Dönemin gazetelerinde 19 Eylül 1930 tarihli basımında yayımlanan bu söylevin incelemesini daha öncesinde Cengiz Özakıncı, Bütün Dünya’nın Mart 2019 sayısında yapmıştı. [1]  Fakat bu incelemenin daha detaylandırılarak yapılmasını ve Atatürk döneminin daha doğru anlaşılmasını sağlamak için böyle bir yazıya gerek duydum.
Adliye Vekili Mahmut Esat Bey’in söz konusu söylevi Mustafa Armağan gibi bazı araştırmacılar tarafından tarihî bir argüman olarak kullanılmakta ve 1930’lu yıllarda Türkiye Cumhuriyeti’nin ırkçı bir yaklaşım sergilediği, diğer ırkların dışlandığı yönünde bir tarihî yorum oluşturulmaktadır. Bu görüşü ortaya atan araştırmacılar, son zamanlarda yaşadığımız etnik sorunların kökeninde Atatürk dönemindeki bu düşünce yapısının olduğunu öne sürmektedirler. [2]
Öncelikle tarihi bir olay üzerine bir yazı yazıp, fikir yürütürken olayın öncesi ve sonrası üzerine derin bir araştırma yapılmalı ve söz konusu olay ve ya aktarım, tenkit ve tahlil süzgecinden geçmelidir. Geçmişte söylenmiş bir sözün ne zaman söylendiğine bakılmalı ve konuşmanın dönemin şartları içerisinde ne gibi bir tesiri olduğu ve nelere yol açtığı incelenmelidir. Bir tarihi kurgu inşa ederken geçmişten aktarılan konuşmanın bir bölümü metnin bütününden ve bağlamından koparılmamalı yani kırpma yapılmamalıdır. Söz konusu araştırmacıların en büyük eksikliği bu sözün söylenmesinden sonra ne gibi bir durumla karşılaşıldığının iyi analiz edilmemiş olmasıdır. Bir konuşmayı kırpan bu araştırmacılar, bir şahsın söylediklerini tüm dönemin zihin dünyasına yayarak sanki genel düşünce yapısı öyleymiş gibi bir tarihi kurgu oluşturmaktadırlar. Şimdi söz konusu nutuktaki tartışılan cümlelerin ayrıntılı incelemesine geçelim.

MAHMUT ESAT BEY ÖDEMİŞ’TE ADAYLIĞINI AÇIKLIYOR
1930 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası ile Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın seçimlere gireceği vakit adaylığı üzerine Ödemiş Hükümet Dairesi’nde bir konuşma yapan Adliye Vekili Mahmut Esat Bey, “Aziz Ödemişliler, Muhterem müntehiplerim (seçmenlerim)” diyerek söylevine başlamış ve kendisinin Cumhuriyet Halk Fırkasının azasından olduğunu açıklamıştır. Söz konusu nutukta siyaset gereği Cumhuriyet Halk Fırkası’nın icraatlerinden bahseden Mahmut Esat Bey, söylevinde şu ifadelere yer vermektedir:
“Cumhuriyet Halk Fırkasının azasındanım çünkü bu fırka bu vatanın maddi, manevi varlıklarını yabancıların ellerinden alarak Türk milletine verdi”(…) Düne kadar vapurlarda, şimendiferlerde, memleketimizin bütün ticari ve mali müesseselerinde kimler çalışıyordu ve bunlar kimlerin ellerinde bulunuyordu. Türk olmayanların değil mi? Bugün kimlerin ellerindedir? Türklerin! Bütün bunlar Cumhuriyet Halk Fırkasının mahsulüdür. Bağlar, bahçeler, hatta dağlar, ovalar, mal mülk memleketin iktisadiyatı Türk olmayanların ellerin de değil miydi? Bugün bütün bunlar Türklerin ellerine geçti. Bu da Cumhuriyet Halk Fırkasının siyasetinin semeresidir. Düne kadar yabancıların yanında amelelik yapan binlerce Türk’ün bağ, bahçe, mülk sahibi olduğunu görüyoruz.
Cumhuriyet Halk Fırkasındanım. Çünkü bu fırka bugüne kadar yaptıkları ile esasen efendi olan Türk milletine mevkiini iade etti. Benim fikrim, kanaatim şudur ki, dost da düşman da dinlesin ki, bu memleketin efendisi Türk’tür.  Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır. (…)” [3]
Mahmut Esat Bey, konuşmasının devamında Cumhuriyet Halk Fırkası’nın şimendifer siyasetini övmüş ve hükümetin vergi politikalarına değinmiştir. Mahmut Esat Bey’in konuşmasındaki aktardığımız kısımlarda özetle: Rum, Ermeni, Yahudi gibi gayrimüslim olan azınlıkların elinde olan toprak ve arazilerin, Cumhuriyet Halk Fırkası sayesinde Türklerin eline geçtiği anlatılmaktadır. 
Mahmut Esat Bey’in konuşmasından aktardığımız bölümün son kısmındaki “Benim fikrim, kanaatim şudur ki, dost da düşman da dinlesin ki, bu memleketin efendisi Türk’tür.  Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır.” ifadeleri bu yazının esas konusunu teşkil etmektedir. Söz konusu bu ifadeler gerek o dönem içerisinde gerekse bugün hâlâ tartışılmaktadır. Bu cümlelerde yer alan “Öz Türk” olma durumu ve “hizmetçilik ve kölelik” kavramlarının belirsizliği üzerine azınlıklar Mahmut Esat Bey’e baskı uygulamış ve tenkit etmiştir. Hükümet de bu durumdan rahatsız olmuş ve başvekil İsmet Paşa, Mahmut Esat Bey’e çektiği bir telgrafta “Öz Türk” tabirinden maksadının ne olduğunu açıklamasını istemiştir. Mahmut Esat Bey, Ankara’ya gittiğinde İsmet Paşanın yanına gitmiş ve İsmet Paşa kendisini Ödemiş nutkunda kırdığı pottan dolayı şiddetle tahtie (hatalı bulmuştur) etmiştir. [4]
Mahmut Esat Bey, kendisine yapılan tenkitler ve İsmet Paşa’nın isteği doğrultusunda Anadolu Ajansı vasıtasıyla bu sorulara cevap vermiş ve bu cevap dönemin gazetelerinde yayımlanmıştır: “Ben Ödemiş nutkumda bu memleketin efendisi Türklerdir, Öz Türk olmayanların hakkı hizmetçiliktir köleliktir demekle misafirlerimiz olan ecnebileri kast etmedim. Esasen bir memleketin dâhilî siyasi münakaşalarında yabancıların yeri yoktur ve olamaz.  Benim kastım teşkilatı esasiye mucibince Türk olup halen Türkiye’den başka milliyet iddia edenler varsa onlardır. Türk harsını samimi kabul edip de Türk’üm diyene sözüm yoktur.” [5]
Bu açıklamalara göre Mahmut Esat Bey’in hedef aldığı kitle Teşkilâtı Esasiye Kanununa göre Türk olduğu halde Türkiye’den başka bir milliyet iddiasında olanlaradır. Türk kültürünü benimseyip kendisini Türk olarak görenleri hedef almamıştır. Fakat Mahmut Esat Bey’in bu sözleri azınlık kesimi ve hükümeti tatmin etmemiştir. Rum gazeteleri Mahmut Esat Bey’in açıklamalarını tatmin edici bulmamış ve bu sözlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin eşitlik ve liberal politikalarına uymadığını, Teşkilâtı Esasiye Kanunu ile bağdaşmadığını yazmışlardır. Teşkilâtı Esasiye Kanununun din farkı kaydetmediğini belirten Rum gazeteleri, esaret altında yaşamaktansa göç etmeyi tercih edeceklerini bildirmiştir. [6]

MAHMUT ESAT BEY İSTİFA EDİYOR
Kendisine yapılan baskı ve eleştiriler karşısında Adliye Vekili Mahmut Esat Bey istifa etmek durumunda kalmıştır. Cumhuriyet gazetesi 22 Eylül 1930 günlü basımında Adliye Vekilinin istifasını “Elhamdülillâh!” başlığı altında haber vermiş ve “Adliye Vekili nihayet istifaya mecbur oldu” alt başlığıyla Mahmut Esat Bey’in istifa dilekçesini yayımlamıştır. Cumhuriyet gazetesinin belirttiğine göre Mahmut Esay Bey’in Ödemiş nutku, İsmet Paşa kabinesine zaaf vermiş ve onun istifası olumlu bir tesir yaratmıştır. Adliye Vekilinin istifasını İstanbul halkı çok istenilen bir müjde gibi karşılamış ve istifa ettiğini öğrenen her kişi “Elhamdülillâh” cevabını vermiştir. Adliye Vekili Mahmut Esat Bey’in istifa dilekçesi şu şekildedir: “Başvekil İsmet Paşa Hazretleri Ankara’da Mecliste ve Fırkada faideli ve serbest çalışabileceğimi düşünerek birkaç defa istifamın kabulü için vuku bulan ricalarım teveccüh ve iltifat devletleri eseri olarak kabul buyurulmamıştı. Yeni fırkanın memleketimizde ittihaz ettiği ve böyle giderse Türk milleti ve inkılâbı için vâhim olabileceği fikrinde bulunduğum son hadiseler ve cereyanlar karşısında bu eski düşüncem daha fazla kuvvetlendi, bilhassa mevcut kanunsuz vaziyet ve kazançlara karşı Vekillik kayıtlarından azade olarak millet ve memleket muvacehesinde mücadeleyi bir meb’usu vadandaş vazifesi tanımakta bulunduğumdan Adliye Vekâletinden istifamın kabulünü sarsılmaz hürmetlerimle istirham ederim. Gazi inkılâbının hükûmet şefi Büyük İsmet Paşanın yüksek reisliğinde çalıştığım seneler hayatımın en şerefli günleriydi efendim hazretleri.” [7]
Son Posta gazetesi 23 Eylül 1930 günlü haberinde “Adliye Vekili Kabineden Kendi Arzusu Ile Çekilmiş Değildir” başlığı altında Adliye Vekili Mahmut Esat Bey’in istifa sebebini açıklamıştır. Habere göre Mahmut Esat Bey, kendi isteği ile istifa etmemiş, istifa etmek mecburiyetinde bırakılmıştır. İstifanın en mühim sebeplerinden biri ise Mahmut Esat Bey’in Ödemiş’te söylediği nutkun olumsuz tesirlere yol açmış olmasıdır. Gazete Mahmut Esat Bey’in istifasının sebebini Cumhuriyet Halk Fırkası’nın son içtimaında hâkim olan Faşizm ve kuvvetli Etatizm cereyanlarına vâkıf olmadığına bağlamaktadır. [8]
Başvekil İsmet Paşa, Mahmut Esat Bey’in istifa dilekçesi üzerine bir beyanatta bulunmuş ve bu açıklamaları Cumhuriyet gazetesinin 24 Eylül 1930 günlü basımında yayımlanmıştır. İsmet Paşa’nın beyanatı şu şekildedir: “Mahmut Esat Bey tarafımdan istifaya davet olunduğu haberi asılsızdır. Kendisi şimdiye kadar birkaç kere çekilmek arzusunu göstermiş ve tarafımdan kabul olunmamıştı. Bu defa ısrar etti. İstifasını kabul etmekten müteessif olacağım.” [9] 
Mahmut Esat Bey’in istifasının sebebi yalnızca Ödemiş nutku değildir. Bunun arkasında birçok sebep yatmaktadır. Nitekim kendisi birçok kez istifa dilekçesi sunmuş ve en sonunda istifası kabul edilmiştir. Ancak konumuz açısından mühim olan Ödemiş nutkunun da tesiri oldukça önemlidir. Son Posta gazetesinin 23 Eylül 1930 günlü basımındaki aktarılan bilgiler Mahmut Esat Bey’in Ödemiş nutkunun istifadaki önemli sebeplerden biri olduğunu göstermektedir. [10]
Kısacası aktarmış olduğum belgelere göre Adliye Vekili Mahmut Esat Bey’in Ödemiş nutkundaki ifadeleri gerek hükümet tarafından gerekse toplum açısından hoş karşılanmamıştır. Yani Mahmut Esat Bey’in söz konusu nutkundaki düşünce yapısı dönemin zihin dünyasına uymamaktadır. Bu sebeple Ödemiş nutkundaki bu sözleri kaynak olarak gösterilerek 1930’lu yıllardaki milliyetçilik anlayışını ırkçı bir yaklaşım olduğunu öne sürmek tarihî realiteye uymamaktadır.

DİPNOTLAR
[1] Cengiz Özakıncı, Türk Savun Kendini - Kalemin Namusu Makaleler 1, Otopsi Yayınları, İstanbul, 2019, s. 817-821.
[2] Mustafa Armağan, Cumhuriyet Efsaneleri, Timaş Yayınları, İstanbul, 2014, s. 18-19; Ayrıca bkz. Cafer Solgun, Gayri Resmi Cumhuriyet (Türkiye’nin Resmi İdeolojiyle İmtihanı), Timaş Yayınları, İstanbul, 2012, s. 193-194: Mustafa Armağan, adı geçen eserinde Mahmut Esat Bey’in sözlerini dönemin zihniyet yapısı gibi anlatmıştır. Daha sonrasında 3 Kasım 2024 tarihinde Akit gazetesindeki “Hangi CHPli bakan istifa edince Cumhuriyet gazetesi “Elhamdülillah” çekmişti?” başlıklı yazısında Mahmut Esat Bey’in Ödemiş söylevine gelen tepkiler dolayısıyla istifa etmek zorunda kaldığını belirtmiştir. Mustafa Armağan’ın bu iki yazısında yorumlama açısından çelişki bulunmaktadır. Akit gazetesindeki yazısında şöyle demektedir: “o tarihte bile tahammül edilemeyen bu aşırı milliyetçi, hatta ırkçı sözler üzerine istifa ederek bakanlık koltuğunu kaybedecekti.” Bir yazısında Mahmut Esat Bey’in sözlerinin dönemin zihniyet yapısıymış gibi aktarırken diğer yazısında ise dönemin düşünce yapısına uymadığı belirtilmektedir. Mustafa Armağan’ın Akit gazetesi yazısı için bkz. https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/mustafa-armagan/hangi-chpli-bakan-istifa-edince-cumhuriyet-gazetesi-elhamdulillah-cekmisti-46980.html
[3] Hâkimiyet-i Milliye, 19 Eylül 1930; Vakit, 19 Eylül 1930, s.3.
[4] Cumhuriyet, 25 Eylül 1930, s. 3.
[5] Milliyet, 21 Eylül 1930, s. 2; Hâkimiyet-i Milliye, 22 Eylül 1930, s. 3; Son Posta, 22 Eylül 1930, s. 3.
[6] Vakit, 24 Eylül 1930, s. 3; Cumhuriyet, 25 Eylül 1930, s. 3.
[7] Cumhuriyet, 22 Eylül 1930, s. 1-4; Ayrıca bkz. Milliyet, 23 Eylül 1930, s. 5.
[8] Son Posta, 23 Eylül 1930.
[9] Cumhuriyet, 24 Eylül 1930, s. 4; Ayrıca bkz. Milliyet, 24 Eylül 1930.
[10] Kemal Arı, Mahmut Esat Bozkurt’un istifasında Ödemiş nutkunun bir payı olduğunu kabul etmemektedir. Bkz. Arı, Kemal. “Mahmut Esat Bozkurt: Yaşamı Ve Kişiliği”. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi 2, sy. 4 (Haziran 1994), s. 196;  Kemal Arı kendi yorumuna dayanak olarak Mahmut Esat Bey’in daha öncesinden istifa dilekçelerini sunmasını ve İsmet Paşanın beyanatını göstermektedir. Oysaki Son Posta gazetesinin haberine göre Ödemiş nutku, Mahmut Esat Bey’in istifasında önemli bir rol oynamaktadır. Hükümet ve azınlıkların baskısını da hesaba katarsak istifanın tek sebebi olmasa da Ödemiş nutkunun önemli bir etkisi olduğu görülmektedir.
 

Yazarın Diğer Yazıları