Sigara haram mı!

Sait Faik Abasıyanık'ın 'Son Kuşlar' adlı bir öyküsü vardır. Çocukken okuduğumuzda yüreğimizi parçalayan. Ada’daki zamanın anlatımıyla...

Sait Faik Abasıyanık’ın ‘Son Kuşlar’ adlı bir öyküsü vardır. Çocukken okuduğumuzda yüreğimizi parçalayan.

Ada’daki zamanın anlatımıyla başlayan ‘Son Kuşlar’ öyküsünde adadaki güzelliğinin duyarsız ve çıkarcı insanlar tarafından tahrip edilmesinden duyulan rahatsızlık anlatılır. Öykünün klasik özeti şudur: Normalde insanlar tarafından sevilen, zenginliğini belli etmeyen, kendi halinde bir adam olan Konstantin’in güz mevsimi geldiğinde bir canavara dönüşüp adadaki kuşları avlaması ve onun yüzünden kuşların artık adaya pek uğramadığı ve anlatıcının bu duruma çok üzülmesi söz konusudur.

Öykünün sonunda okuyucu, doğal güzellikleri koruma konusunda uyarılır.

Öykünün ana kahramanı anlatıcıdır. Doğayı ve hayvanları seven, küçücük kuşların avlanmasından son derece rahatsız olan, yaşadığı çevreye çok duyarlı biri…

Konstantin de İstanbul-Galata’da bir yazıhanesi olan zahire tüccarıdır. Kendi halinde yaşayan, hesaplı, başkaları tarafından sevilen, kendi halinde, şakacı bir tavrı yanında canavar bir yönü de vardır çünkü kuşlara kıymaktadır. Bu yüzden anlatıcı yazar tarafından beğenilmemektedir.

Doğanın acımasız bir şekilde tahrip edilmesi ve bunun sonucunda gençlere kötü bir dünyanın miras kalacağı üzerinde durulmuştur. Doğanın insan üzerindeki önemi büyüktür. Çimlere zarar vermek, kuşları öldürmek gibi kötü davranışlardan çocuklar uzak tutulmalı, özendirilmemelidir. Doğanın tahrip edilişinde belli kuruluşlar gerekli önlemler almalı, engelleyici yönde cezalar vermelidir. Herkes böyle yanlışlıklar karşısında gerekli yerlere başvurmalı, hataların önüne geçmelidir.

“Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz.”

**

“Çayır çimenleri, çimenlerdeki ak kuzuları boyamaya koyuldu. Öteki yine gülmüş, yine güle güle çekilip gitmişti. O da gümüş suların aktığı ovaları daha iri karanfillerle çerçeveleyip bezedi. Sapların boynu biraz büküktü. Şaştı. O gece eli ayağına dolanarak dört bir köşeye altın sarısı birer yarım ay kondurdu. ‘Gönlünce yap, başka şeye kulak asma!’ Babasının sesiydi. O da başını kaldırdı, kuşkuyla baktı babasına.”

Bu da Adalet Ağaoğlu’nun Karanfilsiz öyküsünden…

“Dünya, gönlümüze mi kalmış baba?” diye sordu. Yanıt alamadı. Renkleri ovdu, fazla ovdu.

Karanfilsiz öyküsü, teknolojik gelişmeler karşısında el sanatlarıyla uğraşanların karşılaştığı zorlukları; modernleşmeyle beraber insanların bu konudaki duyarlılıklarını gitgide kaybetmesini ve el emeğine verdikleri önemin azalmasını ortaya koymuştur.

Adalet Ağaoğlu; toplumun içinde bulunduğu bu durumu, Karanfilsiz adlı hikayesinde süsleme işi yapan zanaatkarın iç dünyasından yola çıkarak ve onu konuşturarak vermeye çalışmıştır.

**

Bu da Sevinç Çokum’un “Sevgiyi Öğreten Kuşlar” adlı öyküsünden bir paragraf:

“Kuşçu, yere yakın minyatür bir oturmalık seçerek çöktü. ‘İnsanlardan bezdiğimde kuşlara sığındım… Fakat zamanla kuşlarda da insanları görmeye başladım, garip değil mi? İnsanlardaki doymak bilmez iştahı, birbirini itip kendisine yer açmayı, ezen ve ezilen ikilisini o kafeslerde de gördüm.’

‘Bu çok ilgi çekici…’

‘Evet, bazen de kendimi… Kafesinden çıkamayan, ölene kadar tüneği ile yemlik arasında gidip gelerek yüreğini yoran bir kuş…’

Üç öykünün üçünde de insanlarla doğanın ilişkisi anlatılmış.

Evinin geçimini ve çocuklarının ihtiyaçlarını kuşçu dükkanından kazandığı para ile karşılamış bir baba. Artık yaşlanmış. Çocukları bir o yana bir bu yana savrulmuş. Artık dükkan para getirmez olmuş ve çocukları gibi gördüğü kuşlarından ayrılmak acısı…

**

Bazen öykülere dalmak lazım.

**

Şu sıralar İlahiyatçı İhsan Eliaçık’ın Kur’an’ı Anlamak adlı kitabını okuyorum. Çok ilginç tespitleri var. Ayetleri ve sureleri defalarca okumak değil onları günümüze uyarlamak ve ona göre yaşamak lazım diyor Eliaçık.

Hani Kur’an’da geçen isimler konusu var ya!

İşte size yeni bir soru: Sigara Kur’an’da geçiyor mu? Ve sigara, haram mı?

Bilmediğim konularda, hatta inançlar konusunda fazla yorum yapmamaya çalışırım ama bence haram. Bu yanıtım, sigara içenlerin hoşuna gitmemiş olabilir belki ama ‘insana zararlı olan her şey’ dinen haram…

Bu yorum da size kalsın tabii…

Bakmadan Geçme